Women I Am In Love With
20 mayıs 2013. Allah, tanrı, ne sikimse, bana LSD verdi.
İşyerindeyim, çalışıyorum. 18:00'da çıkıp eve gideceğim. Mal gibi eve gidip, ertesi gün işe gitmeyi bekleyeceğim. Ama buna izin verilmedi. 17:30'da telefonum çaldı. Salih arıyor. Köprüdeymiş, anadoluya geçiyor, sigarası yok. “Kanka çözebilir miyiz?” diyor. “Bakarız” dedim. “Kesin değil.”
18:30 gibi, Kadıköy'de buluşuyoruz. Arabasını parkediyor. Çözümleme yapacağım yere gidiyoruz. Salih dışarda bekliyor. Ben içeri giriyorum.
“Abi ne durumdasın?”
“Yok bende de, akşam olur anca.”
“Kaç gibi?”
“11-12 gibi”
“Ohaa, çok geç olum, erken olmaz mı? Tuzla'ya gidecek daha adam.”
Telefon açtı birine. Konuştu falan.
“8.30 gibi hallolur.” dedi. “Eyvallah, biz buralardayız” dedim çıktım. Salih'e durumu anlatım. Söylendi falan, sonra beklemeye koyulduk.
Benim bekleme zorunluluğum yok aslında ama, işim gücüm de yok. Salih'i de severim, tek başına zaten o çözemez, e bekleyeyim bari dedim. Döndük dolandık baya falan. Saat 21:00. Hala ses yok. Mesaj atıyorum, “kanka birazdan gelcem” deyip duruyor. Salih sinirlendi. Başı ağrımış. Marketten ağrı kesici almak istedi. Markete gittik. Salih markete girdi, ben girmedim. Marketin önünde Murat abi vardı. Murat abinin ismini, o güne kadar bilmiyordum. Hayatımda 2-3 kez gördüğüm, her görüşümde de en fazla 3 dakika münasebette bulunduğum biriydi. Yani sadece karşılaşmışlığımız var. OOOO MURAT ABİ NAPIYON LAA falan samimiyeti yok. “Abi nasılsın?” dedim. “İyi, senden naber?” falan, tipik muhabbet. “Sigara bekliyoruz işte ya” dedim. “Ben dün gece LSD kullandım.” dedi bana. Papermış. Hep denemek istemiştim…
“Abi, lütfen telefon numaranı ver, 3'ünde maaş alacağım, ben de istiyorum, 3'ünde bende alacağım.” dedim. Telefon numarasını vermedi. E, samimiyetimiz yok tabi. Yalvardım yakardım, yok. Marketin önünden ayrılacaktık ki durdurdu.
“Sana LSD alacağım şimdi, bana parasını sonra verirsin.” dedi.
Şok…
Abi, ne gereği var falan da diyemedim. İstiyorum çünkü. Gereği var :D
Adam benim için LSD aldı, bana onu verdi, numarasını da verdi. Oradan ayrıldık.
Saat 22:30'da, sigaramız da çözülmüştü. Tabi Salih hala küfrediyor. Çok geç kaldık diye.
Arabaya bindik. Arabada yapıştırdım bi tane joint. Bağdat Caddesi'nden Salih'in arkadaşını aldık. Beni Göztepe'ye bırakacaklardı.
“Sen de gel, takılırız” dediler.
“Yok abi, eve gideyim ya, sizin sigaranız zaten” dedim.
“Gel olum, nolcak?” dediler.
Gitmeye karar verdim.
Tuzla'da, deniz kenarında, 3 katlı müstakil evlerin olduğu, doğal bir alandaki evlerden birine geldik. Sigara ayıklıyordu Salih. Ben de Oğuzhan'a LSD'mi gösteriyordum.
Sonra LSD'yi kullanmaya karar verdik. Pulu, keserek 3'e böldüm. Kendi payımı dilime yerleştirdim. Salih'le, Oğuzhan'da öyle. Etkisi olacağından şüpheliydim. Tüm şüphelerim yarım saat kadar sonra yokoldu.
Hafif bir baş ağrısı. Placebo etkisi olduğunu düşündüm. Gittikçe güçlendi. Etraf ağırlaşıyordu. Sanki, duvarlar akıyordu. İlk 5-10 dakika, “bad tribe girer miyim?, Acaba çıldırır mıyım?” sorularıyla boğuşurken, Berk Nil ortaya çıktı ve “kafanı yaşa oğlum, eğlen amk” dedi. İşe yaradı. Çalan müziği görebiliyordum. Ses dalgaları bana doğru ilerliyor ve suratıma değiyordu. Hissediyordum. Seslere dokunuyordum. Ayağa kalktım. Yürümüyordum. Yer, altımda geriye doğru kayıyordu. Ayaklarım ve ellerim fazlalıktı. O an, sadece zihnim bana yeterli olan şeydi. Salih'le Oğuzhan'a baktım. Televizyon ekranına kitlenmişlerdi. Merak ettim. Ben de kitlendim. Ekrandaki görüntü canlı, ekranın dışındaki görüntü ise, ekranda olması gereken gibiydi sanki. Televizyonun içinden, dışarıya bakmak gibi. Yeni bir şey yaşıyordum. Daha önce olmamış bir şey oluyordu. Yeni bir yerdeydim. Hayır, aynı yerdeydim ancak, daha önce burada olduğumu bilmiyordum. Farkında değildim.
Terasa çıkmaya karar verdik. Bu mükemmel bir karardı. Uzayı görebiliyordum artık. Uzayın içindeydim. Yıldızlar hareket ediyorlardı. Ay benimle konuşuyordu. Kelimelerle değil. Başka şeyle. Bunu açıklayamam.
Salih çatıya tırmandı ve garip sesler çıkarmaya başladı. Martılar etrafında toplandılar. Kendimi o kadar doğal hissediyordum ki, bir hayvandım o an. Gerçek bir hayvandım. Baktığım her yerde, gördüğüm her şeyde ayrı bir trip yakalıyordum. Her şey bir TRİP. Kendimi her şeye ait hissediyordum. Bir bütündük işte. Evrenin parçasıydık biz evrendik. Gözlerimi kapattığımda bile, trip bitmiyordu. Başka görüntüler, hayalgücümün sınırsızlığını dehşet içinde farkettim. Bu uyuşturucu kullanmak değildi. Bu saf mutluluk ve deneyimdi. Hayatımda öğrendiklerimin hepsinin amına kodumun zırvaları olduğunu bir kez daha farkettim. Çocuklara LSD verilmeliydi. Okullar kapatılmalı ve herkese LSD dağıtılmalıydı. BUNU HERKES GÖRMELİYDİ!
Olan her şey, birbirine bağlı işliyordu. Çakmak arıyordum, ve çakmak yanımdaydı. Evrenin parçasıydım. Bir şey söylüyordum ve, oluyordu.
8 saat boyunca, trip geçmedi. Her bir joint içtiğimde, kafam tekrar yükseliyordu. Sabah saatlerinde 1 saatlik bir uykuya daldım. Sonra uyandık ve evden çıktık. Artık yepyeniydim. O andan itibaren yediğim, içtiğim her şeyi sanki ilk kez deniyor gibiydim.
Bir daha istiyorum.
